ÖYLE VEYA BÖYLE YAŞIYORUZ İŞTE


Bacağım kırıldı.

'Eee ne olmuş' mu diyorsunuz? Benim bacak kırılmam sizinkilere benzemiyor maalesef.

Omurulik felci geçiren biri olarak, yürüyemediğimi hatırlatmak istiyorum öncelikle.

Böyle bir durumda bacağınızın kırılması trajikomik oluyor aslında. Esas komik olanın ne olduğunu birazdan söyleyeceğim.

GEL ZAMAN GİT ZAMAN

Neredeyse on dokuz sene oluyor, ben kaza geçireli.

Vay be! Ne uzun zaman değil mi? Söyleyince ben bile kendime hayret ediyorum, 'nasıl da dayanmışım?' diye.

Demem o ki, on dokuz senedir tekerlekli sandalye sürücüsüyüm. Muhteşem bir sürücü olmasam da zamanın çok uzun olmasından kaynaklı sandalyemle yapabildiğim enteresan  hızlı ama biraz tehlikeli hareketlerim var.

Yıllardır ne düşüşler yaşadım, bir şey olmadı.
Gel gör ki evde sandalyeme geçiş sırasında basit bir düşmeyle bacağımı kırdım. 

Kendime gereğinden fazla güvendiğim için dikkatsiz davranıyorum bazen. Aman 'siz dikkat edin, kendinizi iyice sağlama almadan hareket etmeyin' diyorum.

Bu durumun esas komik olan yanı ne biliyor musunuz?

GEÇMİŞ OLSUN HEPİNİZE

Yıllardır tekerlekli sandalyedeyim ama bir Allah'ın kulu da bana 'geçmiş olsun' demiyor(zaman zaman küçük çocukların söylediği oluyor, o ayrı).
Bir bacağım alçıda ya şimdi, beni sokakta her gören 'geçmiş olsun' diyor.

İçimden nasıl gülüyorum, anlatamam size.  Hoşuma da gitmiyor değil.

Geçenlerde babama anlattım bu hikayeyi. O da gülüyor. 'Havam bin beş yüz' diyorum bende.

Sanki bacağım alçıda diye tekerlekli sandalyedeyim sanıyorlar.

Buraya kadar her şey tamam, normal seyrinde ilerliyor gibi görünse de...

İKİ GRAM ÖZGÜRLÜĞÜM VARDI,

onu da elimden almışlar gibi hissediyorum. Kırk beş gün ne demek ya?

Ben ki her gün hiç eksiksiz fizik egzersizlerini dolu dolu yapan biri olarak, damdan düşmüş gibi hissediyorum.

YAZLIKTAYIM. Millet de 'denize giremiyorum' diye üzülüyorum sanıyor.

Bir şeye üzüldüğüm falan yok ayrıca, 'bu da geçecek nasılsa' biliyorum.
Bardağın boş tarafına yönelerek hayatı kendime zindan etmiyorum.

Yoksa siz böyle yapmıyor musunuz? Başınıza gelen her aksaklıkta kendinizi karanlığa mı mahkum ediyorsunuz?
Karanlıkta kalmak, sürekli karanlık düşünceler üretmekle özgür olmak mümkün olmuyor.

DİYORUM Kİ ARKADAŞLAR

Elde var sıfır özgürlük.

Hiç bir işimi tek başına yapamıyorum. Bitmek bilmeyen isteklerim yüzünden evdekileri çıldırtıyorum.

Bir de özgürlük özgürlük diye naralar atıyorum.

Aman bırak ya Allah kimseyi bulunduğu durumdan daha aşağı çekmesin. Meğer ben bedensel olarak ne özgürmüşüm de haberim yokmuş.

Yürüdüğünüze şükredin, ellerinizi bacaklarınızı hissedebildiğinize, konuşabildiğinize, görüp duyabildiğinize, bütün uzuvlarınız tamsa, sağlamsa keyfinize diyecek yok eminim.

BİR UZVUN EKSİKLİĞİNİ DİĞER UZUVLAR KAPATIYOR NEYSE Kİ.

Böyle durumlara paralel olarak diğer uzuvlar daha da güç kazanıyor.
Kollarımla, kullanamadığım bacaklarımın üstesinden geliyorum çoğu zaman.

Günümüzde buna en güzel örnek yüzme yarışında dünya ikincisi olan Sümeyye Boyacı.
Kolları olmadığı için bacaklarıyla, bütün uzuvları sağlam diğer yarışmacılara bile büyük fark atıyor.
Kollarına gitmesi gereken gücü de bacakları taşıyor.

Allah bir yerden alıyor başka bir yere veriyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLEM HAYATTIR

DENİZ KOKUSUNA İNAN, UMUT MAVİDİR...

BİR TANECİK ADAMIM