Kayıtlar

Aralık, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YAŞAMADAN BİLEMEZSİNİZ

Resim
Siz vicdanlı mısınız? Hepinizin vicdanını sorguladığını görüyorum. Tamam tamam... Vicdanlı olduğunuzu düşünüyorsanız ve empati yapma yeteneğine sahipseniz, işte tam aradığım insan türüsünüz. Buyurun, hoşgeldiniz. DUYGUDAŞLIK Empati yapmak için öncesinde vicdanlı olmak zorunda olduğunuzu biliyorsunuz sanıyorum? Olaylara başkasının penceresinden bakmak gerekiyor. Bu sayede duygudaşlık yapıp ortak oluyorsunuz.  Yanında olduğunuzu hissettirin bence çünkü aynı duyguları hissetmeniz mümkün değil. Anlamak zorunda değilsiniz yani, anlamaya çalışsanız yeter.  Zaten empati böyle bir şey. Çok ta zorlamayın kendinizi, içinizden geldiği kadar ki, gerçekçi olsun. Ay kendime çok gülesim geliyor bu satırları yazarken. Aslında bir düşünsenize, herkes birbirini anlamaya çalışsa ortalık toz duman olmaktan çıkar. Tabii böyle bir dünya yok. KENDİMİ VE HERKESİ SALMAK Kendinizle o kadar haşır neşirsiniz ki etrafınızda olan insanların yaşadıklarına ...

BİZİM ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ SİZİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ

Resim
Bir başkasının boyundurluğu altında yaşamak kadar kötüsü var mı? Birine bağlı yaşamak zorunda kalmak, muhtaç olmak... Kişinin kafası çalışıyor ama elinizi, kolunuzu, bacağınızı hareket ettiremiyorsunuz. Bir an aklınızdan geçirmeye ne dersiniz? Cesaretiniz var mı? Giriş korku filmi gibi mi oldu? Amacım sizi ürkütmek değil ama bunlar hayatın cilveleri. Yapacak bir şey yok. Söylemeden olmaz. Bu tarz olayların her ne kadar içinde de olsam, düşününce içim bir tuhaf oldu, ama sizlerin bu konuda bilgi sahibi olmanız şart. Hareket özgürlüğü olan birinin hareket özgürlüğü olmayan birine vereceği desteğin önemi büyük. BAŞA GELEN ÇEKİLİR Size yardım eden kişi dünya tatlısı bir insanda olsa; eşiniz, anne babanız, kardeşiniz ya da çocuğunuz bile olsa hiç farketmez 'insan eti ağırdır' arkadaşlar. Bir yerden sonra patırtılar, çatırtılar, ağız burun kıvırmalar. Karşınızdaki kişinin bir isteksiz halleri; hani 'zorunda olmasam hayatta yapmam' gibilerinden bir hal...

NEYE VE KİME GÖRE ENGELLİ?

Resim
'Engelli' kelimesinden nefret ediyorum. Yürüyememek değil de, en acı gelen şey, bu kelimeye maruz kalmak. En başından beri kendimi hiç 'engelli' olarak görmedim. Ben görmedim diye hepimiz böyle görmüyoruz diye bir şey yok tabii, çünkü bazılarımız bu ve benzeri kelimelerin kendilerine söylenmesinden hiç rahatsızlık duymayabilir. "Yürümediğimi kabul etmiyorum" demiyorum dikkat ederseniz, tam aksine dibine kadar vaziyetimin farkındayım ama kendimi bu kategoriye uygun bulmuyorum. Çok ağır değil mi? İnsana kendini kötü hissettiren, yerden yere vuran... Neden mi? Çünkü çoğu normal sağlıklı, yürüyen insana nazaran ben çok daha gayretliyim yaşamın tadını almak konusunda. Kimseden bir eksiğim yok, artım çok. Bir gün bilmem yataktan geç kalkıp keyif yaptığımı, yan gelip yattığımı, hafta sonları da dahil.  Eee neden 'engelli' oluyorum ben ve benim gibiler? Bence 'engelli' kim biliyor musunuz? Sağlığı son derece yerinde olup, bütün uzuv...

TEKERLEKLİ SANDALYEDE HAYAT BİR BAŞKA

Resim
Engellileri anlamak için engelli mi olmak gerek? Anlamak zorunda değil kimse, tamam, ama anlamaya çalışmak, yani empati yapmak bu kadar zor olmamalı bence. Yürüyen, genç, gayet sağlıklı bir insanın herhangi bir kaza sonucu kendini bir anda tekerlekli sandalyede bulmasının o kişiye nasıl bir anlam yüklediğini bizzat yaşayan biri olarak bahsedersem, biraz olsun fikir sahibi olacağınızı umuyorum. TEKERLEKLİ SANDALYEMLE TANIŞTIM Kazadan aylar sonra evdeydim. Bir gün babam,   tekerlekli sandalyeyle geldi. “Bu sandalyeyi iki aylığına kiraladım, sen iki aya kadar yürürsün zaten” dedi. (Meğer nasıl tepki vereceğimi bilemedikleri için “sandalyeyi satın aldık” demeye tereddüt etmişler.)Ben iki ay ne demek, birkaç haftaya yürürüm sanıyordum. Haftaların ayları, ayların yılları takip edeceğini aklımın ucundan dahi geçirmiyordum. Yaklaşık beş ay yatağa mahkum yaşayan biri olarak oturmaya başlamak, çok acı ve yorucuydu. Belim kırıldığı için omuriliğimden iki kere ameliyat olmu...