Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MEHMED AKİF VE ÇALIŞMAK

Resim
Mehmed Akif, çalışmak ve gayret etmek konusunda kendisi bizzat örnek olduğu gibi söyledikleri ve yazdıklarıyla da güzel prensipler çıkarmıştır. 'Bayıldığım hikayelerdendir' der ve şöyle anlatırmış: 'Karıncaya, 'Böyle nereye?' diye sormuşlar. 'Hacca' demiş. 'Aa biçare! Sen hiç bu ayaklarla Mekke' ye varabilir misin?' demişler. 'Varamazsam yolunda olsun ölürüm ya!' cevabını vermiş. Ulvi gayelere yönelmiş bulunan emekler , hicrana uğrasa da hüsrana uğramaz. Bizler çalışmakla görevliyiz, başarmakla değil.' 'İnsan için, çalıştığından başka bir şey yoktur.' ayetini açıklarken de şu satırları kaleme almıştır: İnsan için ne bu dünyada ne öteki dünyada kendi çalışmasının neticesinden, kendi kazancından başka bir şey yoktur. İşte bu, fırsatın kanunu, Allah' ın kanunu, hem de Kuran' ın lisanı ile tebliğ edilmiş bir kanunu... Kainatın Yaratıcısı bile, nasıl olduğunu tasavvur edemeyeceğimiz bir faaliyetle kainatı ...

HAYAL KIRIKLIĞI DA NEYMİŞ?

Düş kırıklığı, duygusal çöküntü... Beklenti, kişinin kurduğu hayal kadar. Kişinin beklentilerinin boşa çıkmasıyla ortaya çıkan duygu. Öncelikle bu duyguyu yaşamak için hayal kurmak gerekmez. Gerçek olduğu düşünülen hiç te gerçeklik payı olmadığı farkedilen şeyler de hayal kırıklığı olarak geri dönebilir. Hiç tanımadığın birini kendi hayallerinle inşa edip sonrasında hiç ummadığın biriyle karşı karşıya kalmak ta hayal kırıklığı yaşamaya sebep olur ya da daha öncesinde gidilmeyen, bilinmeyen bir yeri hayallerle inşa edip gidildiğinde hayal edilenin dışında bir yerle karşı karşıya kalınırsa tekrar hayal kırıklığı yaşanması mümkün. Pişmanlık ve hayal kırıklığı arasında dağlar kadar fark olduğunu bildiğinizi umarak yine de ben, bu farktan az da olsa bahsetmek istiyorum. Hayal kırıklığı pişmanlık duygusuna benzer gibi görünse de hiç alakasız iki duygudur. Bir kere pişmanlık duygusu kişinin kendi kontrolü altında gelişen bir sonuç olmasına rağmen hayal kırıklı...

YALNIZLIĞI TEKBAŞINALIĞA BIRAKMAK...

Resim
Yaz mevsimiydi.   Bu sözü ilk duyduğumda çok şaşırdım.  “Yalnızlığı tek başınalığa bıraktığımı” söylemişti.   Pek bir anlam verememiştim. Yine de güzel bir söze benziyordu. Ne de olsa, benden hoşlanan birinden böyle tuhaf ama araştırmaya değer bir söz duymak beni adeta heyecanlandırmıştı. Kötü bir söz söylemeyeceği kesindi.   Nasıl olur ya? Yalnızlık ve tek başınalık aynı şey değil miydi?   Zaman geçtikçe ve bu konuya yoğunlaştıkça daha ve daha iyi kavrayabildim ikisinin arasındaki farkı.   Bir kere tek başınalığın farkına varıp tadını çıkarabilmek için öncesinde yalnız kalmak gerektiğini bilmiyordum. Herkes bu mertebeye de ulaşamaz.   “Ben neymişim be?” oldum birden. Her zaman olduğu gibi havaya girdim yine.  “Ne  güzel, insanların çoğu bana olumlu sözler sarfediyor ” dedim içimden.   Yalnızlık: Yanında bir sen daha olmayışıdır. İnsana kimsesizlik hissi verir, hep birilerini aramak zorunda bırakır.  ...

Sevgili Okur ve Ben :)

:))Sinem, Sen bunları yaz bence... Yani merak uyandırıyor insanlarda? Ben çok merak ediyorum mesela. Kaza olmasaydı şu anda nerde ne yapıyor olacağını hiç düşünüyor musun? Mesleğin ne olurdu mesela? Sevgilin varmış galiba o dönemde, röportajdan hatırlıyorum. Onunla görüşüyor musun hala? Destek oldu mu sana yoksa öylece umarsız bir erkek edasıyla çekip gitti mi? En çok neyi yapamadığına üzülüyorsun, ya da yapamayacağına? Psikolojik destek aldın mı yoksa kendi kendine mi hallettin herşeyi? Sence sen güçlü müsün yoksa başına bu talihsizlik gelen herkes Allahın verdiği tarifsiz birşey ile güçlü mü oluyor birdenbire? S.S _______________________________________________________ Kaç gündür düşünüyorum. Çok mutluydum ben. Tarifsiz birşey gibi geliyor? Hayat, hep öyle geçecek sanki? Nerden bilebilirim ki? Eğleniyorum. Etrafım insan kaynıyor. Erkekler bana bayılıyor. Yanım hiç boş kalmıyor. Bir gün bile tek kalmıyorum. Her an telefonum çalıyor. Beni bir görsen; çok sıkılıyorum, bık...

ÖZGÜRLÜK...

Resim
Kafama göre...   İster kuş gibi uçarım ister çekirge gibi zıp zıp zıplarım. İşte bende herkes gibi kendimi istediğim yere koyup, istediğim şekle bürünebilirim. Yaşasın... Kendim gibi düşünebilme özgürlüğüne sahibim. Zihinsel özgürlüğüm sayesinde bedensel özgürlüğüme kavuşabilirim. Bundan daha güzel, daha umut verici ne olabilir ki? Herkesin ortak özgürlüğü 'istediğini düşünebiliyor' olmasıdır. Kişi ne düşüneceğine karar vererek kaderini kendi belirler.   Bardağın boş tarafına değil de dolu tarafına odaklanarak özgürlük daha kolay elde edilir. Ne yazık ki bardağın boş tarafına yönelmek daha kolaya kaçtığı için özgürlüğünü kendi elleriyle teslim eden insan sayısı çok. Böyle insanlar kendilerini karanlığa mahküm eder. Karanlıkta kalmak ve sürekli karanlık düşünceler üretmekle özgür olmak mümkün değildir. En büyük mutsuzluk, kaygı budur. İnsan kendi kendini büyük çıkmaza sokar. Engeller koyar ve bu engellerden kurtulamaz. Hayata bağlı kalmasını sağlayan kend...

ANORMAL OLMAK GİBİSİ VAR MI?

Resim
Ben kendimim, kendim gibiyim. Bu yüzden normal değilim. Normal olmak isteyen kim? Hııh... Başkalarının olmasını istediği insan olunduğunda normal olunuyorsa yok kalsın ben istemem. Ben böyle iyiyim. Anormalliklerin normal karşılandığı bir dönemde yaşıyoruz. Hayat yaptı bizi böyle. Bence en iyisini yaptı. Normal olupta napcaz ki? Hayata ayak uydurmak daha mutlu, daha huzurlu olmaya sebep yaratıyorsa anormal olmak gibisi var mı? Ben ne anormaller gördüm kendini normal sanan. Dikkat ettim de normal insan olarak adlandırılan insanların çoğunun enerjisi düşük, cansız, mıyır mıyır... 'Gitsem mi gitmesem mi? Yok gitmiim evde kalsam daha iyi olur' diyen ya da hiç kendi fikrini gerektiğinde bağıra çağıra savunamayan, savunmaktan kaçan, içine kapanık yaşayan insan modeli. Kendi fikrini kabul ettirme çabasına girmiyor çünkü kendisinin yerine düşünen insanlarla dolu bir çevrede yaşıyor. Iyy hayat ne sıkıcı olur bir düşünsenize. Bu normallik mi? Bence bu acayip derecede berba...