KİŞİ BULUNDUĞU HER DURUMA ZAMANLA ALIŞIR.
Alışarak hayatın çok
daha kolaylaştığının farkında mıyız?
Niye mi?
Alışkanlık edinildiği zaman zorluklar puf olur, kaybolur, görünmez hale gelir de ondan.
Alışkanlık edinildiği zaman zorluklar puf olur, kaybolur, görünmez hale gelir de ondan.
Yaşananlar hayatın
rutini olur. Zaman daha çabuk geçer.
Tabii yaşananlar hiç yaşamak istemediğimiz şeylerse zamanın çabuk geçmesi hepimizin işine gelir.
Tabii yaşananlar hiç yaşamak istemediğimiz şeylerse zamanın çabuk geçmesi hepimizin işine gelir.
Diğer taraftan
alışkanlık, zorlukların tam tersi olarak güzel olan her şey için dezavantaj
yaratabilir.
Güzellikler de
alışkanlık edinildiği zaman kaybolur, özelliğini yitirir.
Bununla birlikte,
kişi kendi zamanını nasıl değerlendirmesi gerektiğine de kendi karar verir.
ALIŞMAK ZAMAN ALIR.
Kişi zamanla bulunduğu her duruma alışır. Şartlara ayak uydurmaya başlar.
Ortam şartlarına, iklim
değişikliğine, zorluklara, yoğunluğa, varlığa, yokluğa...
Alışmanın imkansız olduğu düşünülen durumlar var.
Ceza evinde yıllarını geçiren insanlar hele de
suçsuz yere yatanlar var.
Benim gibi, trafik kazası sonucu biran da hayatını
tekerlekli sandalyede sürdürmek zorunda kalanlar.
Daha da kötüsü yatağa bağımlı
olarak yaşayanlar, var da var.
Dostoyevski'nin dediği
gibi, 'İnsan her şeye alışan bir yaratıktır. Bu da onun en iyi vasfıdır'
Devlet adayında bir
komployo karıştığı iddiasıyla, idam cezası dört sene kürek ve altı sene adi
hapis cezasına dönüştürüldü.
Çıktıktan sonra ‘ölü bir evden hatıralar’ adlı
kitabında da mapus hayatına nasıl alıştığını anlattı.
Kişinin bulunduğu
duruma göre beklentileri değişir. Beklentilerin değişmesi de bulunduğu duruma
alıştığını gösterir.
Geçirdiğim trafik kazasından sonra zamanımı geçmişte yaşadığım güzel anılarla süslüyordum.
Beklentilerim hiç değişmesin, hep aynı kalsın istiyordum.
Aklımda geçmişten
başka bir şey yoktu.
Geçmişimle çok mutlu oluyordum.
Bulunduğum durumun farkına
varıp kabullenmem çok uzun zaman aldı.
Farkına varmayı reddediyordum çünkü.
Farkına varmayı reddediyordum çünkü.
Alışmaktan korkuyordum, alışırsam ‘hiç
yürüyemeyeceğim’ sanıyordum.
Oysa hiç alakası yoktu.
Oysa hiç alakası yoktu.
‘Alışmak’ sadece bulunduğum anı yaşamamı kolaylaştırıyordu da,
benim bundan haberim yoktu.
BAŞKA ÇARE KALMAYINCA
İnsan her şeye alışır
mı?
Başka çaresi kalmayınca alışmak zorunda mı kalır?
Başka çaresi kalmayınca alışmak zorunda mı kalır?
Kişi yaşadıklarına katlanmayı öğreniyor bir bakıma.
Herhalde hiçbir şeyi gereğinden fazla büyütmemeli insan.
Başlarda çok zor gibi görünse de yaşananlar, önemli olan ne biliyor musunuz?
Anı kabullenmek ve ona
göre düzen belirlemek.
Hayat neyi yaşamayı gerektiriyorsa gerektiği gibi
düşünmeyi öğrenmeli insan.
Öğrenmeye çaba
sarfetmeli. Geçmişiyle geleceğine direnmemeli.
Başına gelen her türlü musibeti
sindirmeli, yaşamına olduğu gibi devam etmeli.
Herhangi bir kaza sonucu engelli olup, tekerlekli sandalyeye mahkum olduysa bulunduğu durumu, yürümediğini kabullenmeli ve özgür bir insan gibi değil de, tekerlekli sandalyede nasıl daha rahat ve güzel yaşayabilirsin konusuna takılmalı insan, aynen benim gibi.
Herhangi bir kaza sonucu engelli olup, tekerlekli sandalyeye mahkum olduysa bulunduğu durumu, yürümediğini kabullenmeli ve özgür bir insan gibi değil de, tekerlekli sandalyede nasıl daha rahat ve güzel yaşayabilirsin konusuna takılmalı insan, aynen benim gibi.
Aynı şey bir sürü
örnek için geçerli.
Albert Camus 1957 yılında
nobel ödülü almış olan “YABANCI” adlı kitabında bu konuya değinmiştir.
Hapis hayatı yaşamak
zorunda olan birinin artık özgür günlerinde olduğu gibi düşünmesinin hayatını
daha zorlaştırdığını ve zamanla bulunduğu durumu kabullenip mapus gibi
düşünmeye başladığını anlatıyor.
Bu kitabı okuduğumda
en çok etkilendiğim sözlerden biri,
“Beni kuru bir ağaç
kavuğunda yaşamaya zorlasalardı da gökyüzüne bakmaktan başka bir işim
olmasaydı, yavaş yavaş buna da alışırdım.”
Hani aklınızın şaşıp
kaldığı, alışmanın imkansız olduğu düşünülen durumlara düşen insanların halleri
çok uzak değil.
Yakınımızda.
Arada bir tek “alışma
ve kabullenme” kadar fark var.
Uzaktan martaval
okumak ne kadar kolay ama birde yaşananlar var.
Yaşayanların deneyimleyip
anlattığı hikayeleri var.

Yorumlar
Yorum Gönder