NEYE VE KİME GÖRE ENGELLİ?
'Engelli' kelimesinden
nefret ediyorum. Yürüyememek değil de, en acı gelen şey, bu kelimeye maruz
kalmak. En başından beri kendimi hiç 'engelli' olarak görmedim. Ben görmedim
diye hepimiz böyle görmüyoruz diye bir şey yok tabii, çünkü bazılarımız bu ve
benzeri kelimelerin kendilerine söylenmesinden hiç rahatsızlık duymayabilir.
"Yürümediğimi kabul etmiyorum" demiyorum dikkat ederseniz, tam aksine dibine kadar vaziyetimin farkındayım ama kendimi bu kategoriye uygun bulmuyorum.
Çok ağır değil mi?
İnsana kendini kötü hissettiren, yerden yere vuran...
Neden mi?
Çünkü çoğu normal sağlıklı, yürüyen insana nazaran ben çok daha gayretliyim yaşamın tadını almak konusunda. Kimseden bir eksiğim yok, artım çok. Bir gün bilmem yataktan geç kalkıp keyif yaptığımı, yan gelip yattığımı, hafta sonları da dahil.
Eee neden 'engelli' oluyorum ben ve benim gibiler? Bence 'engelli' kim biliyor musunuz? Sağlığı son derece yerinde olup, bütün uzuvları tam, konuşup, görebilen, yediği çileğin tadını alabilen fakat bütün bunlara rağmen oturduğu yerden kalkmaya mecali olmayan, üretmeyen, her şeye hazır konan türden insanlar.
HERKES BANA HAYRAN,
BEN SANA
Kaan Dalay… Kendisinin farkında. Şımarık ama tatlı. Çocuk yaşlarda geçirdiği kaza sonucu omurulik felci olduğu için tekerlekli sandalyede.
Kendisiyle ilk arabalı
vapurda göz göze geldik. "Aman Allah'ım nasıl bir yakışıklılık böyle"
dedim içimden. Mavi gözleri, kıvırcık saçlarıyla adeta büyüledi beni.
17 yıldır Beşiktaş Kulübünde
Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımının kaptanı. Bunun yanı sıra milli
takımında kaptanı. Türkiye'ye dört defa şampiyonluk kazandıran gözde bir
oyuncu.
Dünyada böyle insanlardan sayılı vardır diye düşünüyorum. Verdiği mücadelenin muhteşem bir örneği. 'Engelli' demek utanç verici geliyor böyle bir insan için. Tekerlekli sandalyesiyle yapabildiklerini görseniz dudağınız uçuklar eminim ki. Bir keresinde maçlarını izlemeye gittiğimde hayretler içerisinde kalmıştım. Sandalyesiyle merdivenleri çıkıp inebildiğine bizzat şahit oldum. Bu daha bir tanesi. Daha neler var neler. Anlatmakla bitmez.
Resmen inanılmaz biri. Kimselerin yapamadığını yapabilen 'milli bir yetenek abidesi' o. Engelleri silip süpüren. Yürüyen, sağlıklı insanların dahi yapamadıklarını yapabilen cinsten. Onun gibi dünyada daha kaç tane var bilmiyorum ama az sayıda olduğu kesin.
Beşiktaş Engelliler Spor Kulübü Başkanı ve Türkiye Milli Paralimpik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Göksel. Çok tatlı bir adam, güler yüzlü, iyi bir dost...
Geçirdiği çocuk felci
sonucu Tekerlekli sandalye mağdurlarından biri.
Liseyi bitirene kadar
onlarca ameliyat geçirmiş. 21 yaşındayken boğazı yüzerek geçmiş.
Böyle insanların
önlerinde eğilmek lazım.
SPOR YAPARIM, ZİNDE
KALIRIM
Hayatı yaşanır kılmak için spor yapmak şart. Hem ruhen hem fiziken. İkisi bir arada iken hayatın 'tadına doyum olmaz' desem hiç te fazla kaçmaz.
Tamam, herkes için
geçerli fakat hareketi kısıtlı bireyler için olmazsa olmaz bir unsur.
Aman Allah'ım! Hem yürüme engellisin hem de hiç hareketsiz bir yaşam sürüyorsun. Düşüncesi bile 'İmdat' dedirtecek kadar vahim.
Ne kadar korkunç olduğunu siz tahmin edebilirsiniz az buçuk ama ben var ya, tekerlekli sandalyede biri olarak, bizim gibi insanlar için sporun nasıl önemli olduğunu anlatamam.
Sağlığa katkısı
tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren bireylerde haddinden fazla önemli. Hareketsiz
bir yaşam sürdürmek intihar etmekten farksız.
Yatağa bağımlı, hiç hareket kabiliyeti olmayan insanlar içinde mutlaka pasif egzersizler şart, bir başkasının yardımıyla.
‘BAKIŞ AÇISINA GÖRE
MANZARA DEĞİŞİR’
Yazar, bunun yanı sıra TMSF’nin basın yayın müdürü İbrahim Paşalı bu sözüyle olaylara ve yaşananlara bakış açımızın önemini vurguluyor. Ciddi görüntüsünün altında gayet muzip biri… Ben yazılarını bayıla bayıla okuyorum. Aramızda kalsın, kendisine 'Paşam' demeyi seviyorum.
İKİ SENE EVVELDİ
Yazlıkta akşam vakti ben plaja yakın bir yerdeydim. Tanıdığım yaşlı bir karı koca yanıma geldi.
Çok sıkıldığımı
bildiklerini, kurtulacağımı, az kaldığını, yürüyeceğimi, herkesin farklı bir
yerlere gidip geldiğini ama benim hep aynı yerde olduğumu ve bundan ötürü duydukları
rahatsızlığı dile getirdiler.
Üzüldüm ama kendime değil, insanların beni dışarıdan bu şekilde yorumlamasına. Oysa ben hayatımdan gayet memnunum.
Paşam'ın dediğine geldik şimdi: "Bakış açısına göre manzara değişir"
AYNI GÖZ HİZZASI
Yıllar önceydi. Evde ana haber programı açıktı. Yurtdışında trafik kazası sonucu tekerlekli sandalyeye mahküm olan bir genç kızın on küsür sene sonra iyileşip ayağa kalktığını gösteriyordu.
Hiç unutmuyorum;
Muhabir kıza ayağa kalktığında kendisini nasıl hissettiğini sordu. Verdiği cevap çok etkileyiciydi. Karşısındaki kişiyle aynı göz hizasında olmanın harika bir his olduğunu söyledi.
KONUŞURKEN ÇÖMELİN
LÜTFEN
Benimle ayakta konuşmanızdan aşırı derecede rahatsız oluyorum. Oturacak bir yer bulamıyorsanız en azından yere çömelerek konuşun. Hiçbirini yapamıyorsanız Allah rızası için konuşmayın benimle.
Karşıma geçip boy
gösterisi yapmak istiyor değilsiniz herhalde?
CANDAN ERÇETİN
Yıllar önce oynadığı bir müzikalde kendisiyle tanışma fırsatı buldum. Yanıma geldiği gibi dizlerinin üstüne çömelerek konuştu benimle.
Herkes bu özeni gösterebilse, harika olmaz mı sizce?

Muhteşem bir yazı olmuş. Aklınızdan geçenleri içiniziden geldiği gibi en güzel bir şekilde anlatmışsınız. Tebrik ederim. Fotoğrafta Tablo gibi Mavi Denize uçacak gibi duran sarı bir Papatya gibisiniz.. Selamlar
YanıtlaSil