TEKERLEKLİ SANDALYEDE HAYAT BİR BAŞKA
Engellileri anlamak
için engelli mi olmak gerek?
Anlamak zorunda değil
kimse, tamam, ama anlamaya çalışmak, yani empati yapmak bu kadar zor olmamalı
bence. Yürüyen, genç, gayet sağlıklı bir insanın herhangi bir kaza sonucu
kendini bir anda tekerlekli sandalyede bulmasının o kişiye nasıl bir anlam
yüklediğini bizzat yaşayan biri olarak bahsedersem, biraz olsun fikir sahibi
olacağınızı umuyorum.
TEKERLEKLİ SANDALYEMLE
TANIŞTIM
Kazadan aylar sonra evdeydim.
Bir gün babam, tekerlekli sandalyeyle
geldi. “Bu sandalyeyi iki aylığına kiraladım, sen iki aya kadar yürürsün zaten”
dedi. (Meğer nasıl tepki vereceğimi bilemedikleri için “sandalyeyi satın aldık”
demeye tereddüt etmişler.)Ben iki ay ne demek, birkaç haftaya yürürüm sanıyordum.
Haftaların ayları, ayların yılları takip edeceğini aklımın ucundan dahi
geçirmiyordum. Yaklaşık beş ay yatağa mahkum yaşayan biri olarak oturmaya
başlamak, çok acı ve yorucuydu.
Belim kırıldığı için omuriliğimden
iki kere ameliyat olmuştum. Sol kolum da felçti. Bu yüzden annem beni her gün
sitede gezdirirken, yere düşmemem için omuzlarımdan da sıkıca tutuyordu.
İlk başlarda tekerlekli
sandalyede oturmak benim için çok utanç vericiydi. Tanıdıklarımın, arkadaşlarımın
hele de erkek arkadaşımın yanında utancımdan yeri kazıp içine giresim
geliyordu.
Kazadan beş altı ay sonra
fizik tedavi hastanesindeydim. Hastane gibi değildi. Geniş ve uzun bir koridoru
vardı. Yürümek için paralel barlar, gayet geniş bir bahçe ve kantin. Hastaların
çoğu benim gibi trafik kazası mağduru gençlerdi.
Hani derler ya
‘kötünün iyisi’ diye. İşte ben oydum. Diğer engelli hastalara nazaran ben kötünün
iyisiydim.
KENDİM GİBİ GENÇ ve
GÜZEL İNSANLARA KIYAMIYORUM.
Bir iki hafta geçti
geçmedi, hastanede odamdan çıktığım gibi karşımda tekerlekli sandalyede dünya
yakışıklısı bir erkek gördüm. “Allah’ım” dedim, n’oluyoruz? Öldüm de cennete mi
düştüm ben?”
Musa masmavi gözleri
olan, geniş omuzlu, boylu poslu, dillere destan biriydi. Trabzon’dan gelmişti. Askerden
dönüşünü kutlamak için araba sürerken, trafik kazası geçirmiş, direksiyon içine
girip omuriliğini kırmış.
BU DAHA NE Kİ?
Barış ile de orada
tanıştım. Bir gün annem beni, “seni biriyle tanıştıracağım” diyerek Barış’ın
odasına götürdü. Genç ve yakışıklı biriydi. Yeşil gözleri vardı. Motosiklet
kazası sonucu boynundan aşağısı felçti. Kımıldamaksızın yatıyordu. Para
karşılığında bir arkadaşı bakıyordu ona. Annesi ve babası yoktu hatta kimsesi
yoktu. Vücudu o kadar çok kasılıyordu ki; kasılmalar sonucu, kendisini yere
atmasın diye yatağa bağlıyorlardı. Ben ‘o’ndan çok daha iyi durumdaydım. En
azından oturabiliyordum, tekerlekli sandalyem vardı. Bir gün yanına gittiğimde,
kendisine bakan arkadaşına en sevdiğim çiçek olduğunu söylediğim için ‘beyaz
gül’ aldırmıştı bana. Nasıl bir tepki verdiğimi hatırlamıyorum, ama o zaman değil
de bu zaman olsaydı, odama gidip deli gibi ağlardım sanırım.
AH BİTMEK BİLMEYEN ACI
HİKAYELER
Hastanede kocası
tarafından vurulan çok şişman bir kadın vardı. Yatağa bağımlıydı. Dokuz, on
yaşlarında bir oğlu vardı, annesine o bakıyordu. Kimseleri olmadığından, oğlu
annesinin altını temizliyordu.
Daha neler vardı
neler?
“Allah hiçbir nefse
gücünün yeteceğinden öte yük yüklemez.” (Bakara 286)
Allah kimseyi böyle
bir imtihanla sınamasın dileğim ama her şeyin en iyisini Yaradan bilir. Güzel,
çirkin, genç, yaşlı fark etmez.
DERNEKLERİN İŞLEVİ
YETERİ KADAR DOĞRU MU?
Birçok dernek bizim bu
engelimizi vicdanlı insanların yüreğine acı saplayarak bağış toplama derdinde.
İnsan insana muhtaç. Evet, doğru ama bu muhtaçlığın acınası duruma getirilmesi
doğru mu sizce? Belki ellerinden tek gelen budur, bilmiyorum ama daha insancıl
yollar aranmalı bence. Kimseyi kırmadan, incitmeden, kimseden yardım
dilenmeden. Çünkü n’oluyor o zaman biliyor musunuz?
Engelli insanlar ister
istemez kendilerini çok daha zor duruma sokmak zorunda bırakılıyorlar. Bu
yardımlar bir seferle bitse, bitmiyor ne yazık ki. Sürekli yardıma ihtiyacı
oluyor bizim gibi engelli insanların. Her defasında yardım istemek hem kişinin
kendi gururunu zedeliyor hem de bir yerden sonra karşılık görmemeye başlıyor.
Kimsesi olmayanlar ya da kimsesi olup ta bir faydalarını göremeyenler ne
yapsın? Sözün bittiği yerdeyim. “Allah kimseyi çaresiz bir dertle sınamasın”
diyorum.
Devlet bütün engelli
vatandaşlarına sahip çıkarsa bu sorunlar ortadan kalkar.

Yorumlar
Yorum Gönder