Düşünme becerisi
Düşün
düşün. Güzel düşün...
Ben
çok düşündüm. Hep yazdığımı düşündüm. Hayatta karşılaştığım iyi ya da kötü
bütün olayları bir gün yazarak anlattığım düşüncesi hiç aklımdan çıkmadı.
Karşılaştığım ilginç olayları bazen hiç bazen de bir kaç kişi dışında büyük bir
çoğunluğa yazarak anlatma düşüncesi beni hep mutlu etti.
Benim hayretle karşıladığım olayları aynı benim gibi belki de daha da fazla bir tepkiyle karşılayacağınızdan emin olduğum için bu düşüncem beni çok heyecanlandırdı.
Düşünmek, düşünebilmek.
İnsanların
meziyetlerinin farkını ortaya çıkarır. Bende bütün insanlar gibi düşünüyordum
ama düşünebilmenin apayrı bir kabiliyet gerektirdiğini bilmiyordum.
İnsanoğlu bu yeteneğe doğuştan sahip.
Burada
önemli olan tek şey, 'nasıl düşüneceğini bilmek'
Düşünce, insan beyninde hiç durmaksızın gezer, dolaşır. Günde ortalama elli bin düşünce geçiyor zihinden. Bu düşüncelerin %65'ini olumsuz düşünceler içeriyor. Bu durum karamsar insanlar için % 90' a varabiliyor.
Düşünceler sayesinde mutlu olmakta kolay mutsuz olmak ta.
Olumlu
düşünceler sayesinde hem mutlu oluyor insan hem etrafına mutluluk saçıyor.
Olumsuz
düşünceler için tam tersi geçerli. Hatta %100 olumsuz düşünce sayesinde
intihara bile teşebbüs edebiliyor insan.
ALLAH
korusun!!!
Olumsuz düşünceler olumlu düşüncelere nazaran daha kolay geliyor. Bununla birlikte ağlamak gülmekten daha kolay.
Tekrar edilen düşünceler gelecek için evren tarafından kayıt altına alınıyor. Hepsi birer talep içeriyor.
Belki
saçma geliyor olabilir ama gerçek olan bu.
Olumsuz
düşünceler hayatımıza olumsuz olayları çekiyor sonra hayat, hiç farkına
varmadan çekilmez bir hal alabiliyor.
Her düşünce birer enerji barındırdığından bütün olumlu yada olumsuz olayları mıknatıs gibi çekiyor. Olumsuz düşüncelerde olumsuz olayları kendine çeken insan, olumlu düşüncelerde de aynen olumlu olayları üzerine çekebiliyor.
Tekrar edilen düşünceler dönüp dolaşıp sahibini buluyor.
Beyinde
tekrar tekrar aynı düşünceler görüntülendiğinde bilinçaltına yerleşiyor.
Nitekim yaşanılan olaylarda, düşüncelerin bilinçaltına bıraktığı eserlerin gerçeğe dönüşmüş hali.
Nitekim yaşanılan olaylarda, düşüncelerin bilinçaltına bıraktığı eserlerin gerçeğe dönüşmüş hali.
Bilinçaltı gece uykuda bile hiç aralıksız yirmidört saat çalışıyor. Gece uyumadan hemen önce akıldan geçen düşünceler tekrar edilen düşüncelerle birleştiğinde gerçekleşmesi kaçınılmaz oluyor.
İnsanoğlu, hiç farkında olmadan yaşadığı birçok olaya izin verdiğinin farkında değil.
Bir de neyi nasıl isteyeceğimizi bilsek?
Bilsek de çoğu zaman bunu gerçekleştirmek söz konusu olduğunda zorlanmak istemediğimizden kolaya kaçıp hemen karamsar düşüncelere kapılıyoruz. Sonra kendimizi daha daha daha da kötü hissediyoruz değil mi?
Karamsar düşünceler sayesinde koca bir boşluğa düşüyoruz.
EVREN İZİN ALMADAN HİÇBİR ŞEY YAPMAZ.
Bu
sözü ilk duyduğumda acayip kızmıştım. Yeni tanıştığım biri, bana aynen böyle
söylemişti.
‘Nasıl
olur da kötü olayları yaşamak için evrene izin veririm’ dedim.
Olumsuz bir olayla yüzleştiğimizde suçlayacak birilerini kesin buluyoruz fakat başımıza gelen bütün olayların tek sorumlusu kendimiz oluyoruz.
Kötü bir olay yaşadığımızda ise 'ben böylesine kötü bir olayı yaşamak için nasıl olur da evrene izin veririm' diyoruz, benim gibi.
(Bu
konuda araştırma yaparsak, iyi ve
kötü başımıza gelen bütün olaylarda evrene ileti gönderdiğimizin farkına
varabiliriz.)
Yaşadığımız bütün olayları önceden düşünüyor ve kendi düşündüklerimizi yaşıyoruz.
Biz varya istersek neler neler yapabiliyoruz.
HEPİMİZ ALLAH’ IN ÜFLEDİĞİ RUHA SAHİBİZ.
Düşünce ve duygularımızla kendi yaşam deneyimlerimizi yaratıyoruz.
Allah’ın verdiği aklı iyi kullanıp kullanmamak bize kalmış bir meziyet.
Hayatımıza şekil verenin, ta kendisi bizleriz. Olumlu şeyler düşünerek hayatımızı güzel şekillendirebiliriz mesela.
Bizi
mutlu eden şeyleri düşünerek mutlu olalım işte, mutsuz eden düşüncelerde mutsuz
olduğumuz gibi.
Sürekli hastalıktan bahsedersek hastalıktan kurtulamıyoruz. Üzerimize hastalığı çekiyoruz. Hastalığı çağırdıkça hastalıktan paçamızı kurtaramıyoruz.
Nasıl ki pozitif düşünerek iyi olduğumuza inanarak kendimizi tedavi edebiliyorsak aynı şekilde hastalık düşüncesini ortadan kaldırdığımızda ne kadar sağlıklı olduğumuzu görebiliriz.
ASLINDA HEPİMİZİN SAĞLIĞI YERİNDE..
Yeter ki biz öyle düşünelim.
OLMASINI
İSTEDİĞİMİZ ŞEYİ DÜŞÜNELİM, ÇAĞIRALIM. OLMASINI İSTEMEDİĞİMİZ ŞEYİ DÜŞÜNMEYELİM
Kİ PEŞİMİZİ BIRAKSIN.
Ben öylesine alışkanlık haline getirdim ki bu düşünce tarzını inanın hayattan çok daha zevk alıyorum.
Mutsuz olmak istemiyorsak mutsuz eden düşüncelerden uzak durmamız gerekiyor.
Mutsuz
insanlar çoğaldıkça etrafını mutsuz etmeye devam ediyor ve etraf mutsuz oldukça
da mutlu olmak için sebep kalmıyor.
Mutsuz
bir insanın karşısında mutlu görünmek imkansız olduğu gibi mutlu bir insanda
karşısındaki insana mutluluk saçıyor.
Dikkat edersek eğer karşımızda ki insan güldüğünde biz de gülüyoruz. Beyin bizi güldürecek olayları görüntülemeye başlıyor ve devam ettiğimiz sürece beyinde otomatik olarak bizi güldürecek olayları ortaya çıkarmaya devam ediyor.
Çoğu zaman mutsuz insanlardan kaçmak istememizin sebebi de bu işte. Bence en doğrusu da bu.
Kendini
mutsuz eden insanın seçimi bizi bağlamaz.
BEYİN, YALAN VE GERÇEĞİ AYIRTEDEMEZ.
Biriyle
karşılaştığımız da, görüştüğümüz de 'naber?' sorusuna karşılık olarak 'iyiyim'
cevabını verdiğimiz de, o an iyi olmayıp
kendimizi kötü hissediyor olsak bile beyin; 'iyiyim' dediğimiz için iyi
olduğumuzu düşünmemizi ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor.
Mutsuz olduğumuz zamanlar 'ben mutluyum' dersek beyin mutluluk hormonları salgılamaya başlıyor ve bizi 'mutlu' olduğumuzu düşünmemiz için beynimize emir gönderiyor.
Hadi oynayalım. Ben bu oyunu çok seviyorum ve aklıma geldikçe yapıyorum.
Evrensel güç seçtiğimiz her düşüncede bizi tümüyle destekler.
Kendimi çok seviyorum.
Ben bana kıyamıyorum ve kimsenin bana kıymasına da izin vermiyorum.
Bu yüzden kendim
için en güzelini düşünüyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder