ÖZGÜRLÜK...


Kafama göre...

 İster kuş gibi uçarım ister çekirge gibi zıp zıp zıplarım. İşte bende herkes gibi kendimi istediğim yere koyup, istediğim şekle bürünebilirim.

Yaşasın...

Kendim gibi düşünebilme özgürlüğüne sahibim.

Zihinsel özgürlüğüm sayesinde bedensel özgürlüğüme kavuşabilirim. Bundan daha güzel, daha umut verici ne olabilir ki?

Herkesin ortak özgürlüğü 'istediğini düşünebiliyor' olmasıdır. Kişi ne düşüneceğine karar vererek kaderini kendi belirler.

 Bardağın boş tarafına değil de dolu tarafına odaklanarak özgürlük daha kolay elde edilir.

Ne yazık ki bardağın boş tarafına yönelmek daha kolaya kaçtığı için özgürlüğünü kendi elleriyle teslim eden insan sayısı çok. Böyle insanlar kendilerini karanlığa mahküm eder.

Karanlıkta kalmak ve sürekli karanlık düşünceler üretmekle özgür olmak mümkün değildir.

En büyük mutsuzluk, kaygı budur.

İnsan kendi kendini büyük çıkmaza sokar. Engeller koyar ve bu engellerden kurtulamaz. Hayata bağlı kalmasını sağlayan kendine koyduğu bu engeller olur.

 Herkesin özgürlük tanımı farklıdır.

Bazılarına göre tamamen özgür olan kimse yok. Millet kendini 'ben özgürüm' diyerek kandırıyor.

Kimseye muhtaç kalmadan ya da birine bağlı olmadan yaşayan, tüm kararları kendi iradesiyle veren insan yok!

Nitekim herkes birbirlerinin kararında etkide bulunur maalesef.

Bir başkasının seçtiği kaderi yaşamaktansa iyi ya da kötü kendi seçtikleri kaderi yaşamaları çok daha iyi olmaz mı sizce?

Bence süper olur!

 

İnsan

Gökyüzüne bakabiliyorsa,

Rüzgarı hissedebiliyorsa,

Çileğin tadını alabiliyorsa,

Tüm uzuvları tam ise; konuşabiliyor, görebiliyor, duyabiliyorsa...

Kendi başına yürüyebiliyorsa...

Özgürdür ama yine de zihinsel özgürlük bedensel özgürlüğün ötesinde yer alır.

Hiç kimse düşüncelere karışamaz, değiştiremez.

Düşünceler umutlara, gelecek hayallere çevrilebilinir. En kötü ruh halindeyken bile hayaller tek teselli olur.

Zaman zaman hayata karşı yenik düşebilir insan, kontrolü elinden bırakabilir.

Bu durum, koşullar değiştiği an da kontrolü tekrardan ele almak için fırsat olur.

 

Bir şeyden özgürleşmek gerçek anlamda özgürlük anlamına gelmez. İstediğin bir şeyi yapabilmek ya da istediğin zaman istediğin yere gidebilmek...

Bunların hepsini rahatlıkla yapabilen insan; kendi zihninde hiç te dışarıdan görüldüğü gibi özgür olmayabilir. Bir başkasının boyundurluğu altında yaşıyor bile olabilir.

Zihninde çok kısıtlı bir dünyası da olabilir.

İçsel varlığını değiştiremediği sürece özgür olması mümkün olmaz.

En büyük özgürlük; 'kendin olmak' la başlar!

Kendin gibi düşünebilmek lazım!

Bir başkasının istekleri doğrultusunda özgürlüğünün kısıtlandığını düşünen insan kendini pekala özgür bırakabilir.

Zihin insanın esaretidir. Bir şeyi yapmak istemek zihinden gelir.

 

Valla ben kendimi düşüncelerimde özgür bırakarak yaşıyorum.

Yoksa kafayı yerim.

Yediğim olmadı mı sanki?

Olmaz mı?

Yeri geldi çığlık çığlığa bağırdım çağırdım ama nafile!

Baktım ki çok ses çıkarmak hiç bir işe yaramıyor.

Sustum kaldım.

‘Etrafla çatışmaya gerek yok’ dedim.

 

 Gerçek özgürlük!

Yaşamak istenen, elde edilmek istenen özgürlük; hayatın akışına bırakarak elde edilmez.

Deniz de ki teknenin gidişatı rüzgarın ona yön vermesiyle olursa bu özgürlük sayılmaz.

Kişi, kendi insiyatifi dahilinde tekneye yön verirse bu 'gerçek özgürlük' olur.

 

 Krishna: ‘Hiçbir silah bana dokunamaz ve hiçbir ateş beni yakamaz.’

Kişinin iç dünyasına bağlı. ‘Ben’ likten bahsetmiyor. İstenmediği sürece kişinin sonsuz özgürlüğüne kimse elini süremez.

Varlık satın alınamaz.

Bunu bilmek özgür olmaktır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLEM HAYATTIR

DENİZ KOKUSUNA İNAN, UMUT MAVİDİR...

BİR TANECİK ADAMIM