YALNIZLIĞI TEKBAŞINALIĞA BIRAKMAK...
Yaz mevsimiydi.
Bu sözü ilk duyduğumda çok şaşırdım.
“Yalnızlığı tek başınalığa bıraktığımı” söylemişti.
Ne de olsa, benden hoşlanan birinden böyle tuhaf ama araştırmaya değer bir söz duymak beni adeta heyecanlandırmıştı.
Kötü bir söz söylemeyeceği kesindi.
Yalnızlık ve tek başınalık aynı şey değil miydi?
Herkes bu mertebeye de ulaşamaz.
Yanında bir sen daha olmayışıdır.
İnsana kimsesizlik hissi verir, hep birilerini aramak zorunda
bırakır.
Etrafında kimse yok ya da tam tersi, etrafın insan kaynıyor
fakat yalnızlığını giderecek kimse yok.
Kalabalık içerisinde kendini bomboş hissediyorsun.
İki çirkin insanın bir araya geldiğinde güzelleşemeyeceği
gibi.
Bu durum daha büyük bir çıkmaza sokar.
tamamlanmışlık hissi verir, kimseye gerek duyulmaz çünkü kendi kendine yetebilir insan.
Kişi kendine yetebildiğini farkedebiliyorsa tek başınalığın
keyfini çıkarmaya başlar.
Mutluluk verici, haz verici...
Aşık değilse yalnızdır.
Fakat tek başınalığın ne kadar yüce bir gerçek olduğunu gördükçe ve yaşadıkça aşık olasım geldi.
Hissetmeli...
Guatama Buda,
kırk iki yıl boyunca sabah akşam devamlı aynı sözcüğün üzerinde durdu.
“Doğru hatırlatma”
Kişi dünyadaki bütün kütüphanelerin kitaplarını beynine
yükleyebilse de bu yine “doğru
hatırlatma” olmaz.
Kendini hatırladığın an...

Yorumlar
Yorum Gönder