Vazgeçmek Geçmek
Zamanı
geldiğinde vazgeçmek gerek; ortalığı kirletmeden, dağıtmadan...
Bazen
gerektiğinde ve bazen de gerekmediğinde vazgeçişlerimiz vardır bizim ama bir şeylerden
öyle haybeye vazgeçmek hiç de hoş olmayabiliyor değil mi? Verdiğimiz kararın
doğruluğu, yanlışlığı kendimize kalmış olduğundan sonuçlarına da kendimiz
katlanıyoruz.
Her
ne kadar özgürlüğün ilk ve son adımı olsa da, öyle 'ben özgürüm de istersem
vazgeçerim' gibi değil de, az biraz daha sakin, düşünerek alınmış bir karar
verirsek süper olur çünkü öyle 'hurra' diye alacağımız bir karar değil bu.
Hayat mayat meselesi olabilir bazı vazgeçişlerimiz.
Önceleri
bir dergide yazıyorken istediğim olmadı diye, milletin de gazıyla aniden
yazmaktan vazgeçmiştim.
Sabrıma
yenik düşmüştüm. Sonrasında aklım başıma gelse de iş işten geçmişti. Beni
tekrar kabul etmediler.
Çok
komik ya... Bende sanıyorum ki 'beni tek bir lafımla geri alırlar ya da başka
alternatifleri değerlendiririm) Her zaman sandığımız gibi olmayabiliyor tabii.
Bazı
zamanlar, sabretmemizi gerektiren olaylar yaşayabiliyoruz benim gibi. İstediğimiz olmuyor
olsa da olmayacak gerçeğini örtbas etmemeliyiz. Demek ki, bazen vazgeçmeden
önce yeteri kadar sabretmemizin bize neler getireceğini ya da bizden neler
götüreceğini az çok kestirebilmemiz lazım. Ani ve keskin aldığımız
kararlarımızın bize geri dönüşü sert olabiliyor. Bir başka deyişle 'cahil cesareti' gibi bir davranış sergilediğimiz zaman gümleyebiliriz.
İnsanlardan vazgeçmek de ayrı bir mesele. Mesela benim için büyük bir kazanç çünkü
elimi ayağımı çekip kurtuluyorum. Hepimiz için aynısı geçerli. Bizi üzen, kıran, kendimizi yanında kötü hissettiğimiz, ikiyüzlü, yalan söyleyen birinden vazgeçmek gibisi yoktur herhalde. Böyle durumlarda yeniden doğmuş gibi hissederiz. İnanın bana, kaybettiğimiz de bir bakıma kazanmış oluruz.
Sakin
kafayla, şöyle enine boyuna düşünürsek, ohh ne ala. Bize zarar veriyor mu
verdiğimiz mücadele, devam etmeli miyiz, edersek kendimize olan saygınlığımızı
yitirir miyiz ya da tam tersi? Kaybedeceklerimiz ve kazanacaklarımız neler?
Falan filan.
Bize,
eğer vazgeçersek kaybedeceğimiz öğretildi, en başından. Kaybetmekten de
korkumuzdan vazgeçmeye cesaret edemedik. Vazgeçmemek için mutsuzluğumuzun
üstüne üstüne gittik 'vazgeçersek yeniliriz' diye. Kendi gururumuzu
ayaklar altına aldık kimi zaman, vazgeçmemek için. Kalbimizin sesine kulak
vermemek için direndik. Hatırlayalım geçmişimizi.
'Asla
ümidini kaybetme. Belki de elindeki son anahtar kilidi açacaktır' diyen
(Mevlana)'nın dediği gibi yaptık ve direndik de direndik. Acı çekmek pahasına
bile olsa vazgeçemedik.
Kaybetmekten
ziyade kazanacağımız kesinken bile cesaret edemediğimiz anlar yok muydu?
Hepimizin göz göre göre mutsuzluğu seçtiği anlar.
'Asla
vazgeçme. Çünkü kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin!'
(Che
Guevara)'nın bu sözü kamçıladı bizi, yenilmemek için. Yerine göre doğruluk payı
olan ve olmayan bu özlü sözler bizim hayat çizgimize yön vermemeli çünkü
vazgeçmek değil bazen vazgeçmemek kaybetmek anlamına da gelebiliyor. Kimi zaman
cesur yürekli olmadığımızdan kaynaklı kazanacağımız varken bile kaybetmeyi göze
alıyoruz.
Vazgeçmek
kötü bir şey değil, çoğu zaman yeni bir hayatın başlangıcı oluyor bizim için.
Takılıp
kalmamız bize zarar veriyor, vakit kaybettiriyor. Hayatımıza girecek olan diğer
fırsatların önünü açmamız için bazen vazgeçmeliyiz. Böyle zamanlar
vazgeçmediğimiz takdirde hep yerimizde sayıyoruz. Tekrar tekrar benzer
sahneleri yaşayıp duruyoruz.
(Bilge
Karasu)'nun dediği gibi:
Kaçmak
gerekli. Kaçmak, uzaklaşmak, hayatı yeniden başlatmak için gerekli koşulları
bulacağı bir gücü bekleyerek, umarak, kaçmak, uzaklaşmak...
Bazı
zamanlar vazgeçmemizin kaçmaktan ibaret olmadığını, boşa zaman harcamamamız
gerektiğini hepimizin biliyor
olduğunu varsayarsak cesur yürekli olmamızın da kaçınılmaz bir gerçek olduğunu
es geçemeyiz.
Vazgeçmeli
miyiz? vazgeçmemeli miyiz? İşte asıl mesele bu. Bence kararımız, vazgeçmek olduktan sonra
sadece biraz cesaret etmemiz kalıyor. Yeni bir hayatın başlangıcı için son adımı atmış oluyoruz.

Yorumlar
Yorum Gönder