KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET
NEYE İNANIYORSAN GERÇEK ODUR.
Ben bunu çok iyi biliyorum. Sizin de bildiğinizden hiç şüphem yok ama eksik olan bir şeyler var sanki?
Neyi ne kadar iyi biliyor
olsanız da uygulama konusunda bocalamanız mümkün.
İnandığınız ve gerçekleşmesini istediğiniz düşünceleriniz sizi beklentiye sokar
ve bu beklentiler sizin davranışlarınıza yön verir.
Bir şeye çok inanmak farkında olmadan o şeyin
olmasını sağlayacak şekilde davranmanıza yol açar.
Aman ne güzel.
Allah akıl vermiş, bunu kullanmak size kalmış.
Nasıl olduğunu anlatıyorum.
Cidden çok kolay
ve eğlenceli...
Önemli olan hayattan güzel beklentileriniz olsun ve
bu beklentilerin olacağına inanarak bekleyin.
Oluyor. Bana güvenin.
Komik mi geldi bu söylediğim?
Yok yok hiç komik değil, gerçek hem de okkalı bir
gerçek!
Ben yaşadıklarımdan ve bu sebeple kolaylıkla
farkındalığa ulaşmamdan ötürü size ön ayak olmaya çalışıyorum.
Sadece istekleriniz ve düşünceleriniz başıboş
bırakılamayacak kadar değerli.
Hayat mayat meselesi.
KONTRÖL SİZ DE
Ben öyle yapıyorum.
Ne güzel beklentilerim var hayattan ama öyle “laf
ola torba dola” cinsinden değil.
Anladınız siz.
Gerçekleştiğine inanarak bekliyorum tabii ki.
İster
istemez bu beklentim sözlerime ve davranışlarıma olmasını sağlayacak şekilde
yansıyor.
“Sizler de böyle yapın” diyorum.
Evet esas konu bu zaten; inanarak beklentiye
girdiğiniz şeyin davranışlarınıza yansıması ve bunun sonucu olarak yaratma
potansiyeliniz.
Şaşırdınız mı?
Eğer şaşırdıysanız daha da harikulade olanı başkaları hakkında beklentiye girdiğiniz zaman ise bu beklentilerle onların
davranışlarını da şekillendirebiliyor olmanız.
ÖNYARGI(BEKLENTİ) HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİR.
Evet aynen öyle. Ben çoğunluğun söylediğinden
farklı bir şey söylüyorum. Affalladınız biliyorum ama olmasını istediğiniz her neyse
beklentiye girmeniz şart.
Olmasını istediğiniz şeyin olacağına inanarak
beklemekten bahsediyorum.
Öyle yelkenleri suya indirmiş biri olarak negatif
bir ruh hali içersinde değil elbette.
1948' de sosyolog Robert Merton “Bir durum gerçek
olarak algılanıyorsa o durumun sonuçları kişinin gerçeği olacaktır” sözüyle
bilinen Thomas teoremi üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda 'kendini gerçekleştiren
kehanet' terimini ortaya attı.
Yazımın en başındaki cümle bana ait. En az 20 senesi vardır ben bu sözü söyleyeli. (NEYE İNANIYORSANIZ GERÇEK ODUR)
Kendimdeki bu gücü fark etmemden ötürü kendimle gurur duyduğumu belirterek
kaldığım yerden devam ediyorum.
Bu güç hepinizde var, sadece farkında değilsiniz.
“KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET” üç farklı yansıma
ile ifade edilir.
Aman kafanız karışmasın.
Bence çok etkileyici bir konu.
Ben şahsen hayran kaldım. Okudukça sizin de hayran
kalmamanız imkansız ötesi.
Size bu üç etkisini ayrıntılı bir şekilde
anlatacağım şimdi.
Hadi bakalım...
Birincisi; “PYGMALİON ETKİSİ( BEKLENTİ ETKİSİ)
Pozitif beklentilerin pozitif sonuçlar doğuracağını
açıklar.
Pygmalion etkisine göre bir nesneye, kavrama,
insana olan beklentiler ve tutumlar algıya dönüştüğü zaman kesinlikle
gerçekleşir.
Böyle de açık ve net konuşmuş adam. Helal olsun...
Pygmalion etkisi adını mitolojik bir hikayeden
alıyormuş.
Yunan mitolojisinde Pygmalion Kıbrıslı bir
heykeltıraş.
Kadınlarla yaşadığı olumsuz tecrübelerden sonra
ölene kadar evlenmeyeceğine dair yemin eden kadın düşmanı olan bu heykeltıraş kendini
mesleğine adamış.
Gel gör ki bu heykeltıraş beyefendi hayalindeki
kadının heykelini yapma fikrinden kendini alıkoyamamış.
Burası çok komiğime gitti. Hem kadınlardan nefret
ediyormuş hem de yine kadın heykeli yapmaya karar vermiş.
Neyse işte...
Konumuza dönelim.
Bu heykeltıraş kimselere benzemeyen düşlerindeki
mükemmel kadını uzun süre çalıştıktan sonra yapmış. Fildişinden yaptığı bu
heykel o kadar güzel o kadar güzel olmuş ki 'Pygmalion' eserine aşık olmuş.
Dillere desten güzellikteki bu eserine 'uyuyan aşk'
anlamını taşıyan 'Galatea' ismini koymuş.
Her gün uzun uzun Galatea' yı seyredip, onunla
konuşup ve ona hediyeler almış.
Her gece düşlerinde Galatea'nın canlandığını
görmüş.
Bir gün Pygmalion, Afrodit' in yanına gidip
kendisine Galatea gibi bir eş vermesini istemiş.
Afrodit ise Pygmalion' un bu sevgisinden çok
etkilenmiş ve Galatea' ya can vermiş.
Pygmalion eve döndüğü zaman fildişi heykeline
sarılmış, öpüp koklamaya başladığı zaman onun sıcaklığını ve yumuşaklığını
hissetmiş.
Pygmalion' un dileği olmuş. Galatea canlanmış ve bu
aşka karşılık vermiş.
Pygmalion Galatea ile evlenmiş ve çocukları olmuş.
Bu mitolojik hikayede Pygmalion' un eserine karşı
olan olumlu beklentisi onun canlanmasını sağlamış.
Örneğin; çocuklarının üstün zeka düzeyine inanan
bir ailenin çocuklarıyla normalden daha fazla ilgilenmesi sonucu, aslında orta
düzeyde olan çocuklarının daha fazla gelişmesine katkı sağlar ve yaşıtlarına
göre farklı bir gelişim göstermesine yol açar.
Ailenin oluşturduğu bu pozitif ve güçlü beklenti, gerçekte vasat ya da orta düzey zekası olan bir çocuğun performansını olumlu yönde etkiler.
Kişinin kendisine olan güveniyle alakalı.
Ben bu etkiyi çok sevdim.
Pygmalion aşık olduğu heykel Galatea' ya karşı olan
olumlu düşünceleri ve beklentileri sayesinde isteğine kavuşmuş.
Çoğunuz birbirinizin telkinleriyle hareket edip
kendi düşüncelerinize yön veriyorsunuz maalesef.
Kendi güç ve performansınızı bu şekilde yok
sayıyorsunuz.
Yalan mı?
Tabii ki değil. Hele bir de kendinizden emin
değilseniz, özgüven eksikliği taşıyorsanız, vay halinize.
Bir hedefe ulaşabilmeniz için kendi güç, yetenek ve
potansiyelinize ne kadar çok güvenirseniz, o denli başarıya ulaşacağınızı
söylüyorum.
Böylece özbeklentilerinin davranışlarını bu yönde
etkilemesini sağlar.
Siz biliyor muydunuz; başarılı sonuçlar elde etmiş
bir çok sporcunun 'Galatea' etkisini uyguladığını.
Genellikle farkında olmadan yapıyorsunuz bunu.
Bende yaptıklarınızı farketmenizi sağlamaya çalışıyorum.
Benimde “olur” diyerek oldurduğum birçok şey var
kendi yaşamımda.
Üçüncüsü, negatif beklentilerin negatif sonuçlar doğuracağını
açıklayan “GOLEM ETKİSİ”
'Pygmalion etkisi'nin negatif ve karanlık yönü.
Bir bakıma ‘düşük beklentilerin davranışları olumsuz yönde etkileme durumu’ diyebilirsiniz.
Musevi argo sözcüğü olarak 'Golem' hödük, ahmak
anlamına geliyormuş.
Efsaneye göre Golem musevi halkına yardım etmesi ve
onları koruması için kilden yapılan bir heykelmiş.
‘Golem’ musevi inancına göre her cumartesi tatil
olduğu için kapatılması gerekirmiş. Eğer kapatılmazsa şeytani yönü ortaya çıkarmış.
Bir cumartesi günü Rabbi Loew kapatmayı unutmuş. Bunun üzerine Golem' in yıkıcı
yönü ortaya çıkarak canavara dönüşmüş. Halkına eziyet ederek zarar vermiş.
Bu efsaneye göre olumsuz beklentiler olumsuz sonuçlar doğurur.
Hep negatife odaklanırsanız önünüze çıkan güzel
fırsatlardan da olursunuz.
Olumsuz beklentileriniz olumsuz sonuçlara vesile
olur.
Bunu zaten bildiğinize yüzde yüz eminim de iş
uygulamaya gelince ortalık toz duman.
Mesela sabah yataktan kalktığınızda o günün kötü
bir gün olacağına inanırsanız güzel olan her şeyin önüne perde çekmiş
olursunuz. Güzeli görmeniz imkansızlaşır.
Yazık olmaz mı size?
Ne gerek var pozitife odaklanmak ve etrafınızda
gerçekleşen güzellikleri görmek varken negatife odaklanıp kötülükleri görmenize?
'Bardağın dolu tarafına bakın' derim. Boş tarafıyla
ömrünüzü heba etmeyin.
Benim gibi sizin de kafanız karıştı mı; merak ediyorum. Bu konuyu (Pygmalion) hikayeleriyle birlikte detaylıca sizinle paylaşmak istedim.
Neymiş?
Düşünceler ve beklentilerinizin davranışlarınız
üzerinde güçlü bir etkisi varmış.
Güzel düşünün güzel olsun...

Yorumlar
Yorum Gönder