KENDİNİ KANDIRMAK SANATTIR

 


Aklınız sizinle oyun oynuyor.

“Kendini kandırmak” aslında kişinin kendi kendine yalan söylemesi.

Ay ne korkunç değil mi? “Yalan” deyince tüylerim ürperdi. Kişinin başkasına değil de kendine yalan söylemesi.

İlk bakışta zararsız gibi görünebilir ama uzun vadede hiç te hoş değil.

Aslında korkulacak bir şey yokmuş gibi görünüyor çünkü bilinçsiz yapıyorsunuz bunu.

Masum...

Hiç o havalarda değilsiniz bile.

Komik...

Kendinizi kandırdığınızı bilmiyorsunuz.

Farkında olmadan sürekli yaptığınız bir şey.

Farkında olarak yaparsanız işte o zaman kötü.

Daha kötüsü, kendinizi kandırdığınızı fark ettiğiniz o an.

 TADINDA BIRAKMAK GEREK

Zaman zaman kandırmalar kendinizi iyi hissetmenizi sağlasa da, “Kaptırmayın” derim.

Herkes kendini pekala kandırır. Dedim ya, bu hiç de kötü değil.

Tabii her konuda olduğu gibi ölçüyü kaçırmadığınız takdirde.

Sonuçlarını göz ardı etmeseniz iyi olur.

Kendinize büyük hayal kırıklığı yaşatmak var işin ucunda.

“Aman” derim. Bir de 'akım derken kara' olmayın.

 GÜZEL BEYNİNİZ DENGE İSTER.

Davranış ve tutumlarınızın uyumlu olması lazım.

Bir tutarsızlık olursa otomatik olarak onu sağlayan etmenleri yok etmek istersiniz.

 Ne yapabilirsiniz ki başka?

Mutluluğunuzu korumak zorundasınız çünkü.

Dolayısıyla kendi zihninizi manipüle edersiniz.

Kendinize bahaneler yaratarak yalanlar söylersiniz çünkü beyniniz çelişkileri bertaraf etmek ister.

Bahane üretme konusunda da gayet yetenekli  olduğunuzu düşünüyorum.

Maksat ortada delil bırakmadan konfor alanınızı korumak olsun.

KENDİNİZİ KANDIRDIĞINIZ ZAMAN VİCDANINIZI RAHATLATMIŞ OLURSUNUZ.

İşin içine “vicdan” girdi mi akan sular durur.

Değil mi ama? Başınızı yastığa koyunca rahat uyumak istersiniz. 

Her zaman söylediğim bir şey var ki, o da bütün insanların vicdan sahibi olduğu.

Herkesin belli konulara karşı duyarlılığı daha fazla. 

Nitekim “vicdansız insan” yoktur.

Bunu çok iyi biliyorum ama bir türlü bu konuyla ilgili sorduğum sorulara cevap bulamıyordum, ta ki kafamdaki ışık yanana kadar.

Meğer kendinizi kandırarak vicdanınızı susturabilirmişsiniz de benim haberim yokmuş.

Kötü bir şey yapacağınız zaman ilk önce vicdanınızı rahatlatacak türlü bahaneler buluyormuşsunuz.

Vay neler öğreniyorum bu yaştan sonra neler?…

Siz bunu fark etmiş miydiniz?

Tehlikeli...

Neden mi?

Çok basit çünkü en vicdanlı sandığınız  insan bile gün geldiğinde vicdansızlıkta sınır tanımaz.

Kendisine göre geçerli nedenleri vardır. Buna sığınarak avunur.

Burada “kimse göründüğü gibi değil” dersem doğru bir tanım yapmış olurum.

Kendi vicdanınızı kolaylıkla susturabilmeniz için kendinizi kandırmanız şart.

Bir bakıma, vicdanınızı da buna bağlı olarak kandırmış oluyorsunuz.

Ne fena bir şey.

Ne bileyim, ben biraz korktum sanki.

Ne olursa olsun burada da masum bir enerji geziniyor, farkında olmayarak yaptığınız için.

 KENDİNİZE AİT İLKELERE SAHİPSİNİZ.

Kendinizi kandırmadan yaşayabilir misiniz? Siz yorulmadan ben söyleyeyim.

“İmkansız...”

Ne demek istediğimi anlamadığınızdan yüzde bir milyon eminim.

Hepinizin kendine ait kuralları, ilkeleri var diye düşünüyorum ki gün gelecek bu ilkelerin dışına çıkmak zorunda bırakacak hayat sizi.

Allah'a şükür ben bu tarz davranışlarımın olmadığını varsayıyorum.

Ee işte, kem küm aslında benim şöyle böyle vs… Bahaneler üretme ihtiyacınız oluşacak.

Neden mi? Anladınız az biraz bence.

Kendinizi bazı hikayelerle kandırmadığınız sürece kendinize ihanet etmiş olacaksınız da ondan.

Bu da en kötüsü değil mi?

İnsanın kendine yapabileceği en büyük haksızlık değil de ne?

O yüzden ne yapıyorsunuz, hemencecik konu her neyse üstünü örtecek bir şeyler buluyorsunuz.

“Siz var ya siz yok musunuz siz?” İsteyince bütün kuralları altüst edebilecek potansiyele sahipsiniz de aslında bunu kendinize itiraf edemiyorsunuz.

 MADALYONUN  İKİ YÜZÜ

Burada istemeden de olsa Tarkovski' nin bir belirlemesini sizinle paylaşmak zorunda hissettim kendimi çünkü tam da değinmek istediğim konuyu on ikiden vuruyor. Çok sert ve acı bir tarz gibi gelebilir.

Bir bakıma “madalyonun iki yüzü” dersem cuk diye oturur.

“İlkelerine bir kez ihanet eden insan, hayat ile olan saf ilişkisini yitirir. Bir insanın kendine karşı hile yapması, onun, filminden, hayatından, her şeyinden vazgeçmesi demektir.”

Burada esas dikkatinizi çekmesi gereken ibare kişinin hayat ile olan saf ilişkisini yitirmesidir.

Yitirilen değer “dürüstlüktür.” En önemlisi bu.

Gördüğünüz gibi bütün saflık kayıplara karıştı.

Bir anda yüzünüze tokat gibi çarptı değil mi?

İyi tarafından bakarsak zaten benim negatif telkinlerle hiç işim olmaz ama konuyu her yönden ele almam gerekir. Sizden bir şey saklayamam sonuçta.

Kendimi kandırmanın dışında sizi de kandırmış olurum.

Konuyu şöyle bağlayayım:

Niyetiniz başkasını kandırmak olmadığı sürece sorun yok.

Abartmayın bence…

 

 

 

Yorumlar

  1. Sinem Hanım tebrik ederim çok güzel bir yazı ellerinize kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLEM HAYATTIR

DENİZ KOKUSUNA İNAN, UMUT MAVİDİR...

BİR TANECİK ADAMIM