ZAMAN AKIYOR
Öyle bir geçer ki zaman.
Bazen çok hızlı hatta kurşun gibi bazen de olabildiğince yavaş.
Zaman geçsin de geçsin diye yalvardığınız günler olsa da aksilik değil mi, zaman bir türlü geçmek bilmez.
Saatler, günler, haftalar...
Bunun tam tersi için de aynı şey geçerli.
Çok güzel vakit geçirdiğiniz, mutluluktan havaya uçtuğunuz, eğlencenin dorukta olduğu anlar vardır ya hani, hiç bitmesin istersiniz ama zamanın acımasızlığı değil midir işte, herşeyin harika bir rüya gibi olduğu anlar su gibi akıp gider sonrası güzel vakit geçirecek günleri beklerken de zaman geçmeye devam eder.
Beklemek te zamanın çok yavaş geçmesi için birebirdir.
'Beklenilen gün elbet bir gün gelecek’ diyordu üniversitedeki en iyi arkadaşım. Yıllar geçse de benim hiç aklımdan çıkmadı bu söz.
Zamanın daha keyifli geçmesini sağlıyordu her defasında.
Aşık olmak zamanın en yavaş geçmesini istediğiniz anlardan en önemlisi belki de, ama zaman her zamankinden daha hızla geçer.
Heyecanın dorukta olduğu anlar...
Einstein,
Zamanın farklı hızlarda akabileceğini keşfetti.
Benim zamanımla sizin zamanınız farklı olabilir. Zaman kişiye özel akabilir.
Fiziksel koşullarla alakası çok var tabii.
Zamanın akış hızı manüple edilebilir.
Zamanı istediğiniz gibi renklendirebilme potansiyeline sahipsiniz,
benim yaptığım gibi.
Ne denli renk katarsanız yaşamınıza, o denli güzellik ve hız kazanır zaman.
Zamanı boşa geçirmek te dolu dolu geçirmek te sizin elinizde.
Ne kadar dolu geçerse zaman en azından geriye dönüp baktığınızda kendinize karşı hayal
kırıklığı yaşamazsınız, zamanınızı boşa geçirdiğinize dair.
Genç yaşta insanın ilgilenecek, vaktini dolduracak bir çok hobisi eğlencesi vs. olduğu için kişiyi uyaran etmenler fazla olduğundan zaman hızının anlaşılması mümkün olmaz.
Yıllar geçtikçe ve yaşlandıkça insanın karşısına kendisini heyecanlandıran, şaşırtan deneyimler çıkmaması sonucu hayat monoton bir hal almaya başlar.
Eninde sonunda zaman her türlü geçer, tükenir.
Her geçen saniye bir öncekine göre daha kıymetlidir.
Geri dönüşü imkansız bir yolda yürümek gibi o yüzden 'yürürken attığınız adımlara dikkat etseniz mi' diyorum, gelecek günlerin hatırına çünkü yakalamak mümkün değil geçen günleri.
Bu konu ayrı olsa da söylemeden duramadım.
Einstein en temel kavramlardan birini yıktı.
'Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki fark sadece bir ilizyondan ibarettir ama bu ilizyon çok güçlüdür' dedi.
Tüm anlar şimdiden varlar.
Zaman içerisindeki her an şimdiden varsa , zamanın tıpkı bir nehir gibi sonsuza dek ilerliyormuş gibi görünmesini nasıl açıklarsınız?
Belki sandığınız gibi zaman akmıyordur.
Bazen çok hızlı hatta kurşun gibi bazen de olabildiğince yavaş.
Zaman geçsin de geçsin diye yalvardığınız günler olsa da aksilik değil mi, zaman bir türlü geçmek bilmez.
Saatler, günler, haftalar...
Bunun tam tersi için de aynı şey geçerli.
Çok güzel vakit geçirdiğiniz, mutluluktan havaya uçtuğunuz, eğlencenin dorukta olduğu anlar vardır ya hani, hiç bitmesin istersiniz ama zamanın acımasızlığı değil midir işte, herşeyin harika bir rüya gibi olduğu anlar su gibi akıp gider sonrası güzel vakit geçirecek günleri beklerken de zaman geçmeye devam eder.
Beklemek te zamanın çok yavaş geçmesi için birebirdir.
'Beklenilen gün elbet bir gün gelecek’ diyordu üniversitedeki en iyi arkadaşım. Yıllar geçse de benim hiç aklımdan çıkmadı bu söz.
Zamanın daha keyifli geçmesini sağlıyordu her defasında.
Aşık olmak zamanın en yavaş geçmesini istediğiniz anlardan en önemlisi belki de, ama zaman her zamankinden daha hızla geçer.
Heyecanın dorukta olduğu anlar...
Einstein,
Zamanın farklı hızlarda akabileceğini keşfetti.
Benim zamanımla sizin zamanınız farklı olabilir. Zaman kişiye özel akabilir.
Fiziksel koşullarla alakası çok var tabii.
Zamanın akış hızı manüple edilebilir.
Zamanı istediğiniz gibi renklendirebilme potansiyeline sahipsiniz,
benim yaptığım gibi.
Ne denli renk katarsanız yaşamınıza, o denli güzellik ve hız kazanır zaman.
Zamanı boşa geçirmek te dolu dolu geçirmek te sizin elinizde.
Ne kadar dolu geçerse zaman en azından geriye dönüp baktığınızda kendinize karşı hayal
kırıklığı yaşamazsınız, zamanınızı boşa geçirdiğinize dair.
Genç yaşta insanın ilgilenecek, vaktini dolduracak bir çok hobisi eğlencesi vs. olduğu için kişiyi uyaran etmenler fazla olduğundan zaman hızının anlaşılması mümkün olmaz.
Yıllar geçtikçe ve yaşlandıkça insanın karşısına kendisini heyecanlandıran, şaşırtan deneyimler çıkmaması sonucu hayat monoton bir hal almaya başlar.
Eninde sonunda zaman her türlü geçer, tükenir.
Her geçen saniye bir öncekine göre daha kıymetlidir.
Geri dönüşü imkansız bir yolda yürümek gibi o yüzden 'yürürken attığınız adımlara dikkat etseniz mi' diyorum, gelecek günlerin hatırına çünkü yakalamak mümkün değil geçen günleri.
Bu konu ayrı olsa da söylemeden duramadım.
Einstein en temel kavramlardan birini yıktı.
'Geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki fark sadece bir ilizyondan ibarettir ama bu ilizyon çok güçlüdür' dedi.
Tüm anlar şimdiden varlar.
Zaman içerisindeki her an şimdiden varsa , zamanın tıpkı bir nehir gibi sonsuza dek ilerliyormuş gibi görünmesini nasıl açıklarsınız?
Belki sandığınız gibi zaman akmıyordur.

Güzel ve anlaşılır bir yazı kaleme almışsın sinem.Bir üstad konu ile ilgili şu sözleri söylemiş "Dün artık tarih oldu, yarın ise bir bilmece, bugün sana hediyedir bunun kıymetini bilmek gerekir." eline, emeğine sağlık
YanıtlaSil