BİRİLERİ BİZİM YERİMİZE DÜŞÜNÜYOR❗️


Her yüzyılda bir kaç kişi düşünür diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.

Böyle söyleyince çok ürkütücü geliyor değil mi?
Ama gerçek olan bu.

Başkalarının neyi nasıl düşündüğü çok önemli.
Gün gelir, başkalarının düşündükleri kendi düşünceleriniz oluverir.

İmkansız sanılan bir düşünce imkanlı hale de dönüşebilir.

'Kolektif bilinç' her fertte vardır ve iç dünyamızda toplumsal olguyu inşaa eder.

Mutsuz, huzursuz, korkak, stresli, bencil ve karamsar insanlarla dolup taşan bir dünyanın içinde
yer alıyoruz..
İçinde bulunulan bu negatif durumun tek sebebi 'kolektif bilinç'. Çaresi de,  yine  'kolektif bilinç'.

KOLEKTİF BİLİNÇ, öncelikle 'bireysel bilinç' ile meydana gelir.

Arabesk düşüncelerden arınmak gerekir.

Nasıl oluyor da, kendinizi yerden yere savuruyorsunuz anlamıyorum?
Herkes kendi derdine kanalize olmuş durumda.
'Benim derdim daha büyük' yarışı içersinde.

Kimse kimseye pozitif telkinde bulunmuyor çünkü kafa yapısı hep negatife proglanmış.

BİREYSEL BİLİNÇ

Sıradan insan olmayan,  yeniliklere açık, farklı düşünen, bardağı hep dolu tarafından gören
insanlar lazım.
Eğitimli, yaratıcı, cesaretli insanlar...

Neden?
Kendine ait farklı düşüncesi ve inancı sayesinde çoğu insan tarafından ayıplanmasına, yargılanmasına rağmen sonuna kadar düşüncesini savunan kişilerin dünyanın gelişmesi konusunda faydası büyük.
Einstein gibi...

Böyle insanların ürettiği bireysel düşünceler sayesinde daha kaliteli bir 'kolektif bilinç'(toplumsal bilinç) süre gelir.

NİCELİĞİN NİTELİĞE DÖNÜŞMESİ

Yeni bir düşünceyi toplumda sadece belirli sayıda insanlar biliyorsa, bu yenilik pek bir anlam ifade etmez.
Sadece o kişilere ait bir düşünce olarak kalır.

Fakat bu kişilerin sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece bir kişinin bile bu yeni düşünceye katılması, toplum bilincinin düşünce yapısının değişmesine neden olur.
Devrime dönüşür.
Belirli bir sayıya ulaştıktan sonra üretilen yeni bir düşünce birbirleriyle bağlantılı olmayan toplumların da aklında yer alır.
Dünyada her çeşit düşünce bu şekilde yaygın hale gelir.


Amerika Duke üniversitesinin eski psikolji ana bilim dalı profesörü Ken Keyes Jr' dan belki de hayatımızı değiştirecek harika bir deneyin öyküsü;

'Kolektif bilinç' in hayvanlar arasında bile nasıl geliştiğine dair harika bir örnek:

YÜZ MAYMUNUN HİKAYESİ

Pasifik okyanusunda irili ufaklı bir çok ada.
Bu adalarda yaşayan Macaca Fuscata türü japon maymunlar üzerinde yapılan bir deney var.

1952' de Koshima adası' nda bilim insanları maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı
patates bırakıyorlar.
Bu adanın maymunları patateslerin kumlu olmasından hoşlanmıyor olmasına rağmen tadından hoşlandıkları için yemeye başlıyorlar.

Bir gün, onsekiz aylık İmo isimli dişi maymun tatlı patateslerini en yakın su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor. İmo' nun arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor.
Onlar da kendi annelerine öğretiyor.

1952 ve 1958 yılları arasında bu yeni davranış biçimi yavaş yavaş genç maymunlar arasında yayılıyor.
Yeniliklere açık olmayan yetişkin maymunlar da patateslerini kumlu yemeye devam ediyorlar.

!958' in sonbaharında 99 maymun patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor.
Bir sabah yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar arasına katılıyor.
İşte o an herşey değişiyor.
Aynı günün akşamı, adadaki yüz maymun dışında hemen hemen tüm maymunlar patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor.

Yüzüncü maymunun ilave enerjisi devrim yaratıyor.

Bu adayla bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun kolonileri de aynı anda patateslerini yıkamaya başlıyor.

Yeni bir düşünce,  kritik noktaya ulaştığında mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor.












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLEM HAYATTIR

DENİZ KOKUSUNA İNAN, UMUT MAVİDİR...

BİR TANECİK ADAMIM