VURDUMDUYMAZ...


Vurdumduymazmışım.

Vay vayy!

Öncelikle annem diyor sonra diğerleri.

“Ben bilmem, ben anlamam ama neyse bir düşüneyim” dedim
Öyle miyim, böyle miyim yani nasılmışım diye?

Bayağa uzun zamandır düşünüyorum. Hatta yıllardır
kendimi gözlemliyorum.
Bir de ne göreyim?
Gerçekten ben vurdumduymazmışım.

Vururmuşum da duymazmışım meğer!

Kendime karşı değil asla, kendime vurmam. Vururlarsa da
duyarım.
Vurdurmam!
Yaa...

Ohh... Ne güzel birşeymiş dedim.
Hem eğlenceli, hem enteresan...
Hayata daha bir gayri ciddi bakan...
Beni diğer birçok insandan farklı kılan bir özelliğimi daha
keşfettim.
Gelgelelim bunu nerden çıkardığıma?
Eskiden beri kendimdeki umursamazlığın farkındaydım da azcık, karşımdakilerin farkında olduğunu farketmiş değildim henüz.
Son yıllar bendeki bu vurdumduymazlık çok ilerleme kaydetmiş olabilir tabii.

Geçen sene Bodrum' da tanıştığım biri, benim vurdumduymazlığımı çok tekrar edince kafamdaki lamba yanıverdi.

Evet evet!
“Benim duymak istediğim aynen buydu” dedim kendi kendime.
Belki de kendimde farketmemi gerektiren şey bu kelimenin içinde saklıydı.

Benimle birlikte bütün insanların birçok konuda vurdumduymazlığı vardır tabii ki.
Kimisine göre bu vurdumduymazlığın boyutu değişiklik gösterebilir.
Kendindeki bu özelliğin hiç farkında olmayanlar bile vardır belki.

Duygusallığı aşmış bir insan vurdumduymaz olamaz.
Eh madem hayatta herşeyi dert etmemeli o zaman biraz duygulardan arınmış olmak gerekli değil mi?

Dünya duygusal yaşamaya izin vermez zaten.
Zorlamaya hiç gerek yok.

Vurdumduymazlığı bencillikle eşleştiriyorlar.
Bence ne dediklerini bilmiyorlar.
Vurdumduymazlık ve bencillik apayrı konulara tekamül etmektedir.
Millet düşünmekten ziyade kolayına kaçan kelimeyi bulup hemen yapıştırıverse de, hiç alakası yok.

Kişinin işine nasıl geliyorsa, kafasına göre hareket edebiliyorsa zihinsel özgürlüğüne diyecek yok tabii, ayrıca çok havalı bir davranış sergilemiş olur.

Her ne olursa olsun kendi gibidir. Bir başkasının boyundurluğu altında hareket etmeyen harika bir kişilik örneği bence. 
“Sen neymişsin be” dedirtecek kadar hayranlık uyandırır.

Herşeyi düşünüp dert, tasa etmek yerine hiç düşünmemeyi yeğlemeli insan.
Vurdumduymaz olmalı ama neye göre ve kime göre?

“SALDIM ÇAYIRA MEVLAM KAYIRA” değil anlatmak istediğim.
Kişinin vurdumduymazlığı karşıdakine rahatsızlık verecek boyuta geldiğinde işler değişir.
Vurdumduymazlık yerini terbiyesizliğe, saygısızlığa bırakır.

Sezen Aksu' nun dediği gibi;
'”O zaman şarkı söylemek lazım Avaz avaz..........”

Hayata karşı umursamazlığı anlarım da kişiye karşı umursamazlık çoğu zaman can sıkıcı olabiliyor!
Denge kurulmamışsa yani bir taraf çok umursayıp diğer taraf az ya da hiç umursamıyorsa üzülen tek taraf (umursayan) olur. Zaten her konuda olduğu gibi burda da yine umursayan yenik düşer ama umursamayan (vurdumduymazlık) ön plana çıkar! Üzülmeyen olur!
Böyle bir durumda, umursamayan umursanmamalı.

Demek ki napacaksınız?
Vurdumduymaz olacaksınız!

Herkesin vurdumduymaz olduğu bir dünya düşünemiyorum.
Yanlış anladıysanız yandık valla.

Tekrar tekrar söylüyorum arkadaşlar:
Ben üzülmeyin diyorum, herşeyi sorun haline getirmeyin.

Hayat kısa...
Değmez hiçbir şey için kendini üzmeye...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EYLEM HAYATTIR

DENİZ KOKUSUNA İNAN, UMUT MAVİDİR...

BİR TANECİK ADAMIM